İmmünoterapi nedir?
Bağışıklık sistemimiz anormal hücreleri tanıyıp ortadan kaldırabilir. Ancak kanser hücreleri çeşitli mekanizmalar kullanarak bağışıklık sisteminden kaçabilir.
Günümüzde kanser tedavisinde kullanılan immünoterapilerin önemli bir bölümünü immün kontrol noktası inhibitörleri oluşturur. Bu ilaçlar PD-1, PD-L1 veya CTLA-4 gibi kontrol noktalarını hedefleyerek bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı yeniden etkinleşmesine yardımcı olabilir.
Hangi kanserlerde immünoterapi kullanılabilir?
İmmünoterapi günümüzde akciğer kanseri, melanom, böbrek ve mesane kanserleri, baş-boyun tümörleri, bazı gastrointestinal ve jinekolojik kanserler ile bazı meme kanseri alt tipleri dahil olmak üzere çok sayıda tümörde kullanılabilmektedir.
Ancak önemli nokta şudur: Bir kanser türünde immünoterapinin kullanılıyor olması, o kansere sahip her hastanın immünoterapi için uygun olduğu anlamına gelmez.
İmmünoterapiye uygunluk nasıl belirlenir?
Tedavi kararı yalnızca kanserin adına bakılarak verilmez. Tümörün patolojik ve moleküler özellikleri ile hastanın klinik durumu birlikte değerlendirilir. Bazı kanserlerde bu değerlendirmede biyobelirteçlerden yararlanılır.
PD-L1
PD-L1 özellikle akciğer, mide, özofagus, baş-boyun ve bazı meme kanserlerinde tedavi kararını etkileyebilen biyobelirteçlerden biridir. Ancak PD-L1 tek başına kusursuz bir test değildir. PD-L1 negatif bazı hastalar immünoterapiden fayda görebilirken, PD-L1 yüksek olan her hastada da mutlaka yanıt gelişmez.
MSI-H / dMMR
DNA'daki hataların tamir sistemindeki bozukluğu gösteren dMMR ve bununla ilişkili MSI-H, immünoterapi açısından önemli biyobelirteçlerdir. Bu özellikleri taşıyan bazı tümörlerde immünoterapiye belirgin duyarlılık görülebilir.
TMB
Tümör mutasyon yükü (TMB), tümördeki mutasyon yoğunluğunu gösteren moleküler bir ölçüttür. Bazı klinik durumlarda tedavi kararına katkı sağlayabilir; ancak tüm kanserlerde tek başına immünoterapi kararı vermek için yeterli değildir.
Biyobelirteç pozitifse immünoterapi kesin etkili olur mu?
Hayır. PD-L1, MSI/dMMR ve bazı durumlarda TMB gibi biyobelirteçler tedavi seçiminde yardımcı olabilir ancak hiçbir biyobelirteç bir hastanın immünoterapiden kesin olarak fayda göreceğini garanti etmez.
Sonuçlar kanserin türü, evresi, tümör biyolojisi ve hastanın klinik özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
İmmünoterapi kemoterapinin yerine mi kullanılır?
Her zaman değil. Bazı hastalarda immünoterapi tek başına, bazı hastalarda kemoterapiyle birlikte kullanılabilir. Günümüzde bazı kanserlerde cerrahi öncesi veya sonrasında da immünoterapi tedavinin bir parçası olabilmektedir.
Bu nedenle “kemoterapi mi, immünoterapi mi?” sorusunun tüm kanser hastaları için geçerli tek bir cevabı yoktur.
Her hasta immünoterapi açısından uygun mudur?
Hayır. Tümör özelliklerinin yanında hastanın genel sağlık durumu da önemlidir. Özellikle otoimmün hastalıklar, organ nakli, bağışıklık baskılayıcı tedaviler ve bazı ciddi eşlik eden hastalıklar özel değerlendirme gerektirebilir.
Bunların bulunması her zaman immünoterapinin kesinlikle kullanılamayacağı anlamına gelmez; olası fayda ve risk hasta özelinde değerlendirilmelidir.
İmmünoterapinin yan etkileri var mıdır?
Evet. İmmünoterapiler kemoterapiden farklı yan etkilere neden olabilir. Bağışıklık sisteminin aşırı aktivasyonu sonucunda cilt, bağırsaklar, tiroid ve diğer hormon bezleri, akciğerler, karaciğer ve daha nadiren başka organlarda immün ilişkili yan etkiler gelişebilir.
Bu yan etkilerin erken fark edilmesi önemlidir. İmmünoterapi alan hastaların yeni gelişen belirtileri takip eden onkoloji ekibine bildirmeleri gerekir.
Sonuç
İmmünoterapi modern onkolojinin önemli tedavi yöntemlerinden biridir; ancak her kanser hastası için uygun değildir. Kanserin türü ve evresi, patolojik özellikleri, gerekli biyobelirteçler, moleküler testler, önceki tedaviler ve hastanın genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek tedavi kararı kişiye özel verilmelidir.