Akciğer Kanseri
Akciğer kanseri tek bir hastalık değildir. Tümörün patolojik tipi, hastalığın evresi, PD-L1 düzeyi ve uygun hastalarda moleküler/genetik özellikleri tedavi seçeneklerini önemli ölçüde değiştirebilir.
Bu sayfada
Akciğer kanseri nedir? Risk faktörleri Belirtiler Tanı Evreleme Moleküler testler Tedavi Metastatik KHDAK Küçük hücreli akciğer kanseri TakipAkciğer kanseri nedir?
Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen kötü huylu bir hastalıktır. Ancak akciğer kanseri tek bir hastalık değildir.
Akciğer kanserleri temel olarak iki ana gruba ayrılır:
- Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK)
- Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK)
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tüm akciğer kanserlerinin büyük bölümünü oluşturur. Adenokarsinom ve skuamöz hücreli karsinom en sık görülen alt tipler arasındadır.
Bu ayrım önemlidir; çünkü hastalıkların biyolojik davranışı, evreleme yaklaşımı ve tedavileri birbirinden farklıdır.
Akciğer kanseri ne kadar sık görülür?
Akciğer kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biridir ve kansere bağlı ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir.
Hastalık hem erkeklerde hem kadınlarda görülebilir. Akciğer kanseri yükünün önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörleriyle ilişkilidir; ancak hastalık yalnızca sigara kullanan kişilerde görülmez.
Akciğer kanseri için risk faktörleri nelerdir?
Akciğer kanseri için en önemli risk faktörü tütün kullanımıdır.
Bununla birlikte risk yalnızca aktif sigara içimiyle sınırlı değildir.
Tütün ve çevresel maruziyet
Sigara kullanımı, pasif sigara maruziyeti, radon ve hava kirliliği önemli risk faktörleri arasındadır.
Mesleki ve diğer faktörler
Asbest, silika, dizel egzozu, bazı kronik akciğer hastalıkları ve ailesel/genetik yatkınlık riski artırabilir.
Akciğer kanserinin belirtileri nelerdir?
Akciğer kanseri erken dönemde herhangi bir belirti oluşturmayabilir.
- Geçmeyen veya karakteri değişen öksürük
- Nefes darlığı
- Göğüs ağrısı
- Kanlı balgam
- Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları
- Ses kısıklığı
- Halsizlik
- İştahsızlık
- Açıklanamayan kilo kaybı
Bu belirtiler yalnızca akciğer kanserine özgü değildir. Ancak özellikle risk faktörü bulunan kişilerde uzun süren veya açıklanamayan yakınmaların değerlendirilmesi önemlidir.
Akciğer kanseri erken dönemde saptanabilir mi?
Akciğer kanserinin erken evrede saptanması tedavi başarısını önemli ölçüde artırabilir.
Belirli yaş ve sigara kullanım öyküsüne sahip yüksek riskli kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi ile akciğer kanseri taraması, hastalığın daha erken dönemde saptanmasını sağlayabilir.
Taramanın kimlere ve hangi aralıklarla uygulanacağı kişinin yaşı, sigara kullanım öyküsü ve diğer risk özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Akciğer kanseri tanısı nasıl konur?
Akciğerde şüpheli bir lezyon saptandığında bilgisayarlı tomografi başta olmak üzere uygun görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.
Ancak görüntüleme yöntemleri tek başına kesin kanser tanısı koymak için yeterli değildir.
Biyopsi farklı yöntemlerle yapılabilir:
- Bronkoskopi
- Görüntüleme eşliğinde iğne biyopsisi
- Lenf nodu örneklemesi
- Hastalığın bulunduğu başka bir bölgeden biyopsi
Patolojik inceleme sonucunda tümörün adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom, küçük hücreli akciğer kanseri veya başka bir histolojik tip olup olmadığı belirlenir.
Bu ayrım yalnızca hastalığın adını koymak için değil, uygulanacak tedavinin belirlenmesi açısından da büyük önem taşır.
Akciğer kanserinde evreleme nasıl yapılır?
Evreleme, hastalığın akciğerdeki yaygınlığını, göğüs içindeki lenf nodlarını ve uzak organlara yayılım olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılır.
Hastanın ve tümörün özelliklerine göre:
- Bilgisayarlı tomografi
- PET/BT
- Beyin MR'ı
- Bronkoskopik yöntemler
- Mediastinal lenf nodu örneklemeleri
kullanılabilir.
Akciğer kanserinde moleküler ve biyobelirteç testleri neden önemlidir?
Akciğer kanseri tedavisindeki en önemli gelişmelerden biri, bazı tümörlerin büyümesini sağlayan moleküler değişikliklerin tanımlanması ve bunlara yönelik hedefli ilaçların geliştirilmesidir.
Özellikle ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde uygun hastalarda tedavi açısından önem taşıyabilecek farklı moleküler değişiklikler değerlendirilebilir.
Ayrıca tümördeki PD-L1 düzeyi, özellikle immünoterapi kararlarının verilmesinde kullanılan önemli biyobelirteçlerden biridir.
Patolojik alt tip, hastalığın evresi, PD-L1 düzeyi ve uygun hastalarda tümörün moleküler/genetik özellikleri tedavi seçimini önemli ölçüde değiştirebilir.
Bu nedenle özellikle sistemik tedavi planlanacak hastalarda yeterli ve uygun tümör örneğinin elde edilmesi ve gerekli biyobelirteçlerin tedavi öncesinde değerlendirilmesi önemlidir.
Akciğer kanseri nasıl tedavi edilir?
Akciğer kanserinde tedavi;
- Kanserin tipi
- Hastalığın evresi
- Moleküler özellikleri
- PD-L1 düzeyi
- Hastanın yaşı ve genel sağlık durumu
- Eşlik eden hastalıkları
birlikte değerlendirilerek planlanır.
Cerrahi ve radyoterapi
Özellikle erken ve lokal ileri hastalığın uygun evrelerinde küratif tedavinin önemli bileşenleridir.
Sistemik tedaviler
Kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler hastalığın biyolojik özelliklerine göre tek başına veya kombinasyon halinde kullanılabilir.
Erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri
Erken evre hastalıkta uygun hastalarda cerrahi tedavi temel seçeneklerden biridir.
Ancak günümüzde erken evre akciğer kanseri tedavisi yalnızca ameliyattan ibaret değildir. Hastalığın evresi ve tümörün özelliklerine göre ameliyat öncesinde veya sonrasında kemoterapi, immünoterapi veya belirli moleküler değişikliklerin bulunduğu hastalarda hedefe yönelik tedaviler kullanılabilir.
Cerrahiye uygun olmayan bazı erken evre hastalarda ise yüksek hassasiyetli radyoterapi yöntemleri önemli bir tedavi seçeneğidir.
Lokal ileri küçük hücreli dışı akciğer kanseri
Lokal ileri hastalıkta hastalığın cerrahi olarak çıkarılabilir olup olmadığı, lenf nodlarının durumu, tümörün yeri ve hastanın genel sağlık durumu birlikte değerlendirilir.
Bazı hastalarda cerrahi içeren multimodal tedaviler uygulanabilirken, cerrahiye uygun olmayan hastalarda kemoterapi ile radyoterapinin birlikte uygulanması temel tedavi yaklaşımlarından biridir.
Tedavinin ardından uygun hastalarda konsolidasyon sistemik tedavileri uygulanabilir. Günümüzde lokal ileri hastalıkta da moleküler özelliklerin önemi giderek artmaktadır.
Bu nedenle özellikle evre III hastalıkta tedavi planlaması çoğu zaman multidisipliner değerlendirme gerektirir.
Metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri
Metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanserinde tedavinin temelini çoğunlukla sistemik tedaviler oluşturur.
Ancak günümüzde tedavi seçimi yalnızca hastalığın evresine veya patolojik tipine göre yapılmamaktadır.
Bazı hastalarda tümörde saptanan moleküler değişiklikler sayesinde tedavinin temelini kemoterapi yerine hedefe yönelik ilaçlar oluşturabilir.
EGFR mutasyonu bulunan hastalık
EGFR mutasyonu bulunan metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri, kişiye özel tedavinin en önemli örneklerinden biridir.
Klasik EGFR değişiklikleri bulunan hastalarda osimertinib tek başına önemli bir tedavi seçeneğidir. Uygun hastalarda osimertinib, platin-pemetreksed kemoterapisiyle birlikte de kullanılabilir.
Bir başka önemli seçenek ise EGFR ve MET'i hedefleyen bispesifik antikor amivantamabın lazertinib ile kombinasyonudur.
Bazı farklı EGFR değişikliklerinde, özellikle EGFR exon 20 insersiyonlarında, tedavi yaklaşımı klasik EGFR mutasyonlarından farklı olabilir ve amivantamab içeren tedaviler gibi farklı seçenekler gündeme gelebilir.
ALK pozitif hastalık
ALK yeniden düzenlenmesi bulunan metastatik akciğer kanserinde tedavinin temelini ALK'yi hedefleyen tirozin kinaz inhibitörleri oluşturur.
Lorlatinib, alectinib ve brigatinib gibi yeni nesil ALK inhibitörleri önemli tedavi seçenekleridir.
Bu ilaçların özellikle merkezi sinir sistemindeki etkinlikleri, beyin metastazlarının görülebildiği ALK-pozitif hastalık açısından ayrıca önem taşır.
Bu hastaların önemli bir bölümünde başlangıç tedavisi kemoterapi kullanılmadan oral hedefe yönelik tedaviyle gerçekleştirilebilir.
Diğer hedeflenebilir moleküler değişiklikler
Kişiye özel tedavi yalnızca EGFR ve ALK ile sınırlı değildir.
Bu moleküler değişikliklerde hastalığın farklı dönemlerinde hedefe yönelik tedavi seçenekleri bulunabilir.
Bu nedenle ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde yeterli moleküler test yapılmadan sistemik tedaviye başlanması, bazı hastalarda etkili bir hedefe yönelik tedavi seçeneğinin gözden kaçırılmasına neden olabilir.
Hedeflenebilir moleküler değişiklik saptanmayan hastalık
Tedavi edilebilir bir sürücü moleküler değişiklik saptanmayan hastalarda PD-L1 düzeyi, histolojik tip, hastalığın yaygınlığı ve hastanın genel durumu tedavi seçiminde önemlidir.
Uygun hastalarda;
- İmmünoterapi tek başına
- Kemoterapi ile birlikte immünoterapi
- Farklı immünoterapi temelli kombinasyonlar
kullanılabilir. Dolayısıyla sürücü mutasyonu olmayan hastalarda dahi her hastaya aynı kemoterapi uygulanması söz konusu değildir.
Moleküler profil tedavi boyunca önemini korur
Hedefe yönelik tedavi altında hastalık ilerlediğinde direnç mekanizmalarının araştırılması amacıyla doku biyopsisi ve/veya sıvı biyopsi ile yeniden moleküler değerlendirme yapılması bazı hastalarda sonraki tedaviyi değiştirebilir.
Küçük hücreli akciğer kanseri
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK), küçük hücreli dışı akciğer kanserinden farklı biyolojik özelliklere sahip, genellikle daha hızlı büyüyen ve erken dönemde yayılma eğilimi gösterebilen bir hastalıktır.
Çok erken evre hastalık
Küçük hücreli akciğer kanserinde cerrahi çoğu hastada temel tedavi değildir.
Bununla birlikte hastalığın akciğerde küçük ve sınırlı olduğu, lenf nodu tutulumu bulunmayan çok erken evre seçilmiş hastalarda, kapsamlı mediastinal evreleme sonrasında cerrahi bir seçenek olabilir.
Cerrahi uygulanan hastalarda dahi hastalığın biyolojik özellikleri nedeniyle genellikle ameliyat sonrası sistemik kemoterapi tedavinin önemli bir parçasıdır.
Sınırlı evre küçük hücreli akciğer kanseri
Hastaların büyük bölümünde sınırlı evrede temel küratif yaklaşım kemoterapi ile göğüs bölgesine uygulanan radyoterapinin birlikte kullanılmasıdır.
Platin ve etoposid temelli kemoterapi bu yaklaşımın temelini oluşturur.
Kemoradyoterapiyi tamamlayan ve hastalığında ilerleme olmayan uygun hastalarda günümüzde durvalumab ile konsolidasyon immünoterapisi hastalık kontrolünü ve sağkalımı uzatmak amacıyla kullanılabilmektedir.
Bazı hastalarda beyin metastazı riskini azaltmaya yönelik koruyucu beyin ışınlaması gibi yaklaşımlar da hastanın yaşı, tedavi yanıtı ve klinik özellikleri dikkate alınarak değerlendirilebilir.
Yaygın evre küçük hücreli akciğer kanseri
Hastalığın uzak organlara yayıldığı yaygın evrede tedavinin temelini sistemik tedaviler oluşturur.
Uygun hastalarda günümüzde birinci basamak tedavinin temel yaklaşımı platin-etoposid kemoterapisinin immünoterapi ile birlikte uygulanmasıdır.
Başlangıç tedavisinden fayda gören hastalarda immünoterapinin idame tedavisi olarak devam ettirilmesi hastalık kontrolünün sürdürülmesi açısından önemlidir.
İdame tedavisi alanında da yeni seçenekler gelişmektedir. Bu nedenle idame tedavisinin seçimi hastanın ilk tedavisi, alınan yanıt ve güncel bilimsel veriler doğrultusunda yapılmalıdır.
Hastalık ilerlediğinde yeni tedavi seçenekleri
İlk tedavi sonrasında hastalığın tekrar ilerlemesi durumunda tedavi seçimi; ilk tedaviye verilen yanıt, hastalığın ne kadar süre sonra ilerlediği, daha önce kullanılan tedaviler ve hastanın genel durumu dikkate alınarak yapılır.
Geleneksel ikinci basamak tedavilerin yanında son yıllarda tarlatamab gibi yeni nesil tedaviler önemli bir gelişme sağlamıştır.
Tarlatamab, küçük hücreli akciğer kanseri hücrelerinde sıklıkla bulunan DLL3 proteinini hedefleyen bispesifik bir T-hücresi bağlayıcı immünoterapidir.
Platin bazlı tedavi sonrasında ilerleyen küçük hücreli akciğer kanserinde önemli klinik etkinlik göstermiştir ve ikinci ve sonraki basamak tedavi seçeneklerinin genişlemesine katkı sağlamıştır.
Akciğer kanseri tedavisi artık yalnızca kemoterapiden ibaret değildir
Akciğer kanseri tedavisi son yıllarda belirgin şekilde değişmiştir.
Bazı hastalarda cerrahi veya radyoterapi ön plandayken, bazı hastalarda hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler, kemoterapi veya yeni nesil sistemik tedaviler kullanılabilir.
Küçük hücreli akciğer kanserinde ise kemoterapi ve immünoterapi kombinasyonları, konsolidasyon ve idame tedavileri ile tarlatamab gibi yeni nesil tedaviler tedavi seçeneklerini genişletmektedir.
Tedavi sonrası takip nasıl yapılır?
Takip programı hastalığın evresine, uygulanan tedaviye ve hastanın bireysel risk özelliklerine göre değişir.
Takip sırasında;
- Hastalığın kontrolü
- Uygun aralıklarla görüntüleme
- Tedavilerin uzun dönem yan etkileri
- Solunum fonksiyonları
- Sigara kullanımı
- Beslenme durumu
- Yaşam kalitesi
birlikte değerlendirilir.
Takibin amacı yalnızca hastalığın tekrarını veya ilerlemesini saptamak değil, aynı zamanda tedaviye bağlı sorunları yönetmek ve hastanın yaşam kalitesini korumaktır.
Tedavi kişiye özeldir
Aynı akciğer kanseri türüne ve aynı evreye sahip iki hastanın tedavisi her zaman aynı olmayabilir.
Tümörün patolojik tipi, hastalığın yaygınlığı, PD-L1 düzeyi, moleküler ve genetik özellikleri, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları ve daha önce aldığı tedaviler birlikte değerlendirilerek tedavi planı bireyselleştirilir.
Bazı hastalarda cerrahi veya radyoterapi ön plandayken; bazı hastalarda kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler veya yeni nesil tedaviler kullanılabilir.
Tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi ve sistemik tedavi planının oluşturulması için tıbbi onkoloji görüşü önemlidir.
Bilimsel kaynaklar
NCCN Clinical Practice Guidelines in Oncology
ESMO Clinical Practice Guidelines
American Society of Clinical Oncology (ASCO) Guidelines
World Health Organization – Lung Cancer
International Agency for Research on Cancer